Hayali kuzenim uzun zamandır depresyonda. Yaklaşık 20 senedir. Ve depresyonuyla da son derece barışık. Depresyonunu gerçekten çok seviyor ve hatta depresyonuna aşık. Depresyonsuz bir hayat düşünemiyor. Yani kuzenimin elinden depresyonunu alırsanız yaşayamaz. Depresyonun muhteşem bir şey olduğunu düşünüyor. Bir insanın başına gelebilecek en güzel şey depresyondur diyor. Depresyonu öve öve bitiremiyor. Ve kendince de argümanları var.

depresyon

Bir kere depresyonda olduğun için hiç iştahın olmuyor, hayatta kilo sorunun olmuyor, hep zayıf oluyorsun, ayrıca evden hiç çıkmadığın için hiç para harcamıyorsun, ev bütçesine bundan büyük katkı olamaz diyor. Kendisi hiçbir şekilde para kazanamayan bir insan olduğu için para harcamamanın etkili bir yolunu bulmuş. Koltuğa gömülü bir yaşam sürdürdüğü için sürekli film ve belgesel izleyerek genel kültürünün muazzam derece arttığını düşünüyor. Ama bana sorarsanız öyle bir şey yok. Çünkü genellikle başka şeyler izliyor.

Hiç arkadaşı yok, hiç sevgilisi olmadı, bu yüzden de hiç hayal kırıklığı, hiç aşk acısı yaşamadı. Depresyonun ne kadar güzel bir şey olduğu hakkında bıraksanız saatlerce konuşabilir. Ve eğer kuzenimi tanımıyorsanız ikna da olabilirsiniz. Ama işte ben kendisini tanıyorum, bu yüzden de kendini hiçbir şekilde ciddiye almıyorum. Ciddiye alınacak bir insan değil. Hayata kattığı bir şey yok. Hayattan aldığı hiçbir şey yok. Ve kendini gerçekten hiç ama hiç sevmiyorum. Çünkü bence depresyonun kötü tarafını aldı. Çünkü depresyondaysan kendinle çok konuşursun, hatalarını gözden geçirme şansın olur; ya güzel bir insan olursun, ya da iyice boşlar, tam bir sığır olursun. Kendisi sığır oldu. Hayatımdan bir an önce çıksın istiyorum. Bunu 20 yıldır istiyorum.

Aslında depresyona girmeden önce fena bir insan değildi. İyi anlaşırdık. Bir gün “Ali ben depresyona girmeye karar verdim” dedi. “Neden” diye sormadım bile. Yalnızca şunu söyledim. “Depresyona girmeye karar verilmez, depresyona girilir diye biliyorum ben” dedim. “Ali” dedi, “biliyorsun, hayatta hiçbir zaman kontrol bende olmadı. 20 yaşındayım ve yıldım, benim bir geleceğim yok, herhangi bir şeye yeteneğim, yatkınlığım, ilgim yok, okumadım da, tembelim, şu hayatta sevdiğim hiçbir şey yok, hobim yok, umudum yok, ömrüm boyunca boşa çabalayacağım, ve yaşlandığımda da elimde bir hiç olacak, kısacası bu depresyon bir gün bana mutlaka girecek, o girmeden ben ona giriyorum, hadi eyvallah” dedi, vedalaştı benimle, helallik istedi vermedim. Depresyona bir girdi, giriş o giriş. O günden bugüne aralıksız 20 yıldır depresyonda. Ve bir şey söyleyeyim mi, kabul etmek istemesem de mutlu galiba aslında. Bazen kuzenime özenip “ben de mi depresyona girsem acaba” diye de düşünmüyor da değilim. Ama sonra sırf kuzenimin eline koz veririm, “benden özendin de depresyona girdin” der diye vazgeçiyorum. Ama aslında delicesine depresyona girmek istiyorum. Belki de girmişimdir, bilemiyorum. Belki de girmemişimdir. Keşke hayatımda kuzenim kadar net bir insan olabilseydim. Keşke ne istediğimi onun kadar iyi bilebilseydim. Ha bu arada belki de depresyonda falan da değildir. Belki de sadece o koltuğa uzanmayı seviyordur, o da olabilir.

Bu alana reklam verebilirsiniz!